beniMine
Monday, January 31, 2005
Yoruldum bugün!
Bazı insanların acayip bakışlarına ne bakıyorsun der gibi bakış fırlatma,yanındaki koltuğu işgal etmekte olan adama bir az toplanıp otur diyeceğinin gelmesi neyseki adamın arada toparlanması,ayakta kamışsan ve otobüs çok kalabalıksa şöför mahallinin tıklım tıkış insanlar doluysa ve ön taraftan yolcu alınamamışsa arka kapıdan binenlerin akbillerini bastırılması için gönderirken orada mecburi kurye olarak düzenin bir parçası olmak,hapşuran insanların havaya saldıkları mikropları solumamak için nefesini tutmak fakat bunun hiç bir fayzdası olmuyor maalesef kapılar açılana kadar mikropları içine çekiyorsun maalesef.:)
Yarın yine yollardayım:(
Sunday, January 23, 2005
Bayramın son günü
Yarın kursum var.Önümüzdeki hafta da diğer kurs başlayacak.Sabah erkenden kalkmam gerekecek.Otobüs kuyruğunda sıra beklemek lazımmış.
Geçen hafta neler yaptım?
Geçen hafta salı günü hastanede babamı muayne ettirdik.Çapa'daydık.İsmini hatırlayamadım ama devlet hastanesi.Orada çalışan bir akrabamıza önceden randevu aldırttık.Randevu sistemi varmış.Sabaha saat 6.00 da kalktım.Kahvaltı falan sonra otobüsü kaçırma endişesiyle hemen evden çıktık.Durağa gittik,sırada durduk.15-20 dakika bekledik en sonunda bizim bineceğimiz otobüs geldi.Tabi sıranın en başında olduğumuz için ilk binen ben oldum,sonra babam tabiki.Otobüsle yolculuğumuza başlamış olduk böylece.Otobüs kısa mesafeli bir kaç durağa uğradıktan sonra otobüs zaten dolmuştu daha sonra bir durağa geldik ki oradan otobüste var olan yolcu kadar yolcu bindi.Aman yarabbi ne kadar kalabalık oldu otobüs,bir yandan yeni binenler geridekilere sesleniyor 'İlerlesenize kardeşim',bir diğeri söylenenlere homurdanıyor 'Sanki yer var da biz ilerlemiyoruz'.Bu konuşmaları yapanlar her sabah aynı vakitlerde işlerine giden insanlar olduğundan dolayı her gün aynı olaylar sanki kasetin başa sarması gibi tekrar eden bir durummuş anladığım kadarıyla otobüste ayakta duranların söylenmelerine göre :)
Bunların dışında otobüs o gün çok yavaş ilerliyordu.Yine yolculara kulak misafiri oldum ve dediklerine göre normalde daha hızlı yol alıyormuş.Ama o gün yavaş gidiyordu.Hatta midem bulanmaya başladı,sürekli dur kalk yapan otobüste.Ve pencere ye bakacagım diye boynum ve gözlerimin dipleride ağrıdı.
En nihayetinde hastane durağında indik.Ama sorunlar yine bitmemişti.Bu sefer yağmur yağmasından dolayı etraf çamur gölü olmuş özellikle kaldırımlar.Sarı bir balçık etrafı kaplamıştı.Babamın tertemiz pantolonu da çamurdan nasibi aldı.
Hastaneye girdik.Burada da sıra kapma telaşı başladı.Biz normalde buralarda muayne olmadıgımızdan dolayı işin ince ayrıntıları bilmiyorduk.Ama öglene varmadan muayne oldu babam.Saat 8.40 civarı hastanedeydik saat 11-12 civarı hastaneden çıktık.
Bu arada babamın muayne oldugu doktor hanım da hemşeri çıkmasın mı!Güzel bir süpriz oldu açıkcası.
Babamın MR ve EMG denilen incelemeleri yaptırması gerekiyor.O sebepten dolayı mart ayında tekrar gitmemiz lazım babamla.
Babamın muaynesi bittikten sonra yine başka bir hastanede yatan akrabamızı ziyaret ettik.Hastaneye girince soluduğum havanın kokusu degişti ilaç ve hastalık kokan bir ortama girdiğimi hem görerek hem soluyarak hissettim.Hastaların odalarının kapısı açık.İçeride hasta ve hasta yakınlarının kapıdan dışarıya bakışları gözümün önüne geliyor hala.Bu bakışlar öylesine degil.Bir yorgunluk çaresizlik dolu bakışlar!Hastaneye gidince insan sağlığının degerini daha iyi anlıyor.
Hasta olan akrabamızla biraz sohbet ettik sonra yeğeni geldi onunlada biraz sohbet ettikten sonra müsadesini istedik ve hastaneden ayrıldık.
Bu sefer yolculuğumuzu otobüsle yapamdık hafif tranvay'la yolculuğumuza devam ettik.En son durak EMİNÖNÜ'nde indik. Meşur milli piyangocu NİMET ABLA'dan bilet aldık 4 tane.(Dün baktımda sadece bir tanesine amorti çıkmış:) )Oradan devam ettik ben bir şeyler atıştırdım sonra trenle eve geldik.
Bir günüm böyle geçti.
Dün komik bir olay oldu.Annem yeni bir şampuan almış OTACI diye.Saçlarımı yıkayayımda nasıl yapacak diye merakla, şampuan kutusuna bastırdım avucumum içine biraz aldım sonra şampuan kutusuna yaptığım basıncı kestim bir baktım avucumdaki şampuan yok!:))
Şampuan o kadar kıvamlı ki avucumdaki şampuanı yine kendi içine çekmiş:))
Çok güldüm!
Friday, January 21, 2005
Mutlu Bayramlar dilerim!
Bugün hava geçen ügnlere nazaran çok daha iyi.Güneşli bir hava var dışarıda.Tam bayramlık hava işte! :)
Bu bayram benim için diğerlerinden biraz farklı oldu,farklı olmasının sebebi benim ilk kurbanımı kesmem oldu.Allah kabul etsin.Artık küçük bir çocuk olmaktan çıktık anlamına geliyor.Yaşı kemale ermiş genç olduk :)
Eski bayramları arıyorum! Sanki eskiden daha güzel geçerdi bayramlar, o sabah bir başka hissederdim.Ama şimdi normal günden pek bir fark göremiyorum.
Sanırım bütün bunları küçükken daha farklı olarak algılamamızdan kaynaklanıyor.
Monday, January 10, 2005
Hapşuuu! -Çok yaşa!
Boğazım hafif ağrımaya başlarken anlamalıydım zaten böyle olacağını.
Sadece boğazım ağrısa yine iyiydi ama nerdeee!Burnum bir yandan ,belim bir yandan ,sırtım bir yandan ağrımaya başlamasın mı!:(
Bir haftadan beri iyi değilim anlayacağınız.
Bugün kursuma da gidemedim.Çünkü henüz kendimi tam olarak iyiyleşmiş hissetmediğim için dedim bir derse gitmeyivereyim sonra telafi ederim.
Bunların dışında iyi şeylerde oldu.Yeni bir bilgisayar kursuna başlayacağım.Bu kurs şuan gittiğim kurstan uzak ama o problemi de hallettik abimle birlikte gideceğim.Bu da sevindirici aynı :)Bunun bir çok iyi yanı olacak abimle birlikte ortak çalışmalar yapabiliriz benim bilmediğim konularda o yardımcı olur, onun bilmediği konularda ise ben yardımcı olurum ve böylece bilgi pasları yaparak sorunları daha kolay çözmüş oluruz.
Kursun ne zaman başlayacağı konusuna gelince bu ayın sonunda başlıyor.Diğer kursumun bitmesine zaten az kaldı.Saatleri de pek çakışmıyor. Bu yeni başlacağım kursun başlama saati sabah 9.00 dan 12.00 ye kadar.Diğer kursun başalama saati ise 13.00. Diğer kursun bitip diğerinin başlamasına 1 saatlik ara zaman var, o zamanda ise yolda geçecek.Zaten 2 gün sadece böyle bir sıkışıklık söz konusu.
Bakalım neler olacak.Bu kursda 6 hafta sürecekmiş.Haftada 4 gün.Cuma ve hafta sonu hariç.
Bunların dışında umarım bu kursta anlatılanları anlarım.Ve bana faydası olur.Bakalım eger iyi kavrarsam bu konuda planlarım var.İnşallah hayırlara vesile olur :)
Başka ....
Hımm geçen hafta pc ye cd yazıcı taktırdık.Ben evde ugraşıp yapabileceğimi düşündüm ama kasayı bir türlü açamadık.Bunun sonucunda benim bilgisayar öğretmenine götürmeye karar verdik.Doğru bir karar vermişiz, çünkü bizim yapabileceğimiz kadar kolay olmadığını orada gördük.Bayağı panik ve karamsarlık dolu dakikalar yaşadıktan sonra derin bir nefes alıp ohh! çektik.Bilgisayarın bozulacağını, aldığımız yeni cd yazıcısının bozulacağını ve onca para harcayarak aldığımız donanım parçalarının hiç kullanmadan işe yaramaz birer hurda parçalarına dönüşeceğini düşündükçe soğuk terler boşaldı bende.
Bizim pc orijinal bir mal olmasından dolayı diğer toplama pc lerden daha karmaşık bir düzeni varmış,ondan dolayı da hoca bile bir hayli zorlandı takmaya uğraşırken.
O gün pc yi eve getirdik vs, ama ben hala o endişeli halimden kurtulamıyordum.Sorumluluk almanın ne kadar zor ve bazen istenilen sonucu alamayıncada düşülecek durumun ne kadar çaresiz oluşu konusunda biraz fikir sahibi oldum denilebilir.
Ama sonuçta olumsuz bir şekilde sonuçlanmadı çok şükür.
Bunların dışında öss çalışmaları biraz durakladı.ahstalık vs derken yaptığım planlardan biraz gerilerdeyim.Soru çözüyorum.soru bankalarından krediler alıyorum:)
Bugün Bir İstanbul Masalı var.BAkalım bu bölümde yine bunalım bir bölüm olmaz.Sıkıcı olmaya başladı düşüncesindeyim.Dizideki abla ve kız kardeşin bayağı bir azıttığını düşünüyorum.bu zamanda bayanlar zengin bir eş bulmak için yapmadıkları şey kalmıyor,ayrılmamak için elinden geleni yapıyor.Zaten bu gerçekte asla olmaz.Adı üstünde bu bir MASAL ama bazı şeyleri tadında bırakmak lazım.Senaristte bulmuş masalı, almış eline bir kalem uzatıyorda uzatıyor.Kısa kesse daha iyi olur bazı konuların cıcığını çıkarttı.
Yinede seyredeceğim. :)
Sunday, January 02, 2005
2005 'in ilk yazısıyla yine beraberiz
Bu yıl inşallah diğer yıllara göre çook daha iyi geçer.
Bugün daha dogrusu 2004 ün son günleri ve bugün fotograf çekerek geçirdim.Tabi arada ders de çalıştım.:)
Yeni bir fotograf makinesi almıştım(daha doğrusu babamlar bana hediye etmişlerdi) yazın başında.Fakat pil sorunu yaşıyordum.Babam'a bu durumu anlatınca o da doldurulabilen pillerden almış:)Bu sayede pilleri doldurup sonra fotograf makinesine takıyorum boşalana kadar pilleri kullanıyorum.Bu arada o kadar çok resim çekiyorum ki,hepsi evdekilerin boş bulundugu anlar yada özenerek yerdikleri pozlarla doldu.
Bunların dışında birsinin daha pozaları var!Kimin mi? MİSS FINDIK 'ın. :)
Bu MİSS FINDIK kimdir?
Hemen açıklayalım Miss Fındık bizim sevimli köpeğimizdir.O kadar sevimlidir ki ,Her gören köpeğimizi çok beğenir.Çok oyunbaz,duygusal,şımarık bir köpektir.MİSS dediğime göre dişi olduğunu anlamışsınızdır.
Bize göre çok sevimli, şirin olmasına karşın Bize su getiren sucumuz büyük ihtimalle böyle düşünmüyordur.O gelince FIndık ta salılıysa görmeyin şamatayı sucu korkutmaya çalışır ,Fındık onu korkutmaya çalışır.:)
Hatta bir ara Fındık bayağı ileri gitti adamcağızın pantolonun paçasına bir diş geçirmiş sormayın ,pantolunu küçük bir sıyrık almış:)
Aslında Fındıkla önce arası iyiydi ama sonra bir şekilde korktuğunu anlayınca sucunun ,Fındık durur mu!Saldırgan tavırlar takınıyor adama.:))
Fındığın bir özelliğide küçük bir bedene sahip olmasına rağmen sesi hiç de öyle küçük bir köpekten çıkıyormuş gibi bir izlenim vermiyor.Duyanlar bahçede koca bir köpek olduğunu zannediyor:)
Ben buna küçük bahçede,Fındığın devleştiği anlar olarak nitelendiriyorum.
