beniMine
Thursday, July 27, 2006
Dondurma & Pelte
Bu aralar normalde denemedigim tatları mutfakta deneme cesareti gösterdim.Sonuc ne peki derseniz, iyi ki denemisim.
Öncelikle dondurmadan baslayalım isterseniz.Dondurma yapmanın cook zor oldugunu dusunurdum ama denedikten sonra bu soguk tatlıyı evdede yapılabilir olduguna karar verdim.Ama yinede daha iyi olmasını saglamak icin denemelerime devam edecegim.Simdiye kadar iki kere denedim.İlk denememdeki dondurmanın biraz yogunlugu az olmustu ve durdukca icinde kücük buz parcacıkları oldu ama tadı aynı roma dondurmacılarındaki gibi oldu.Ben sütlü dondurmayı sevdigim icin iki denememide sütlü yaptım.İkinci denememde ise biraz daha kıvamlı olmasını istiyordum ve bunuda basardım.Unu iki kasıga cıkartınca daha kıvamlı oldu.
Malzemeler:
- 1 litre süt
- 1 bardak şeker (Tam bardaktan bir parmak az)
- 2 yemek kasıgı un
Öncelikle unu kücük bir kapta biraz süt koyarak cırpıyoruz eger bunu yapmazsak topak topak oluyor.
Sekeri ve sütü tencereye koyuyoruz ve karıstırıyoruz normal ateste.Sekerin eridigine kanaat getirdikten sonra unu yavas yavas döküyoruz karısıma.Sonra karıstırmaya baslıyoruz.15-20 dakikadan sonra zaten koyulasmaya baslıyor belli bir zaman karıstırmaya devam ediyoruz.Sonra atesten alıyoruz.Yine karıstırark ben sogutuyorum.Sonra bir kaba koyarak buzdolabının sogutucu kısmına koyuyoruz.15-20 dakikada bir karıstırıyoruz zaten belli bir zaman sonra donmaya baslıyor.
Tamamiyle donduktan sonra isin ene eglenceli kısmına gelmis oluyoruz. :)

Peltede ise mısır nisastası ile yapılıyor.Sanırım diger nisastalar ilede denenebilir.Osmanlı mutfagında pelte denmezmis "Paluze" denirmis.Osmanlı mutfagından bir tatlı :)
Bu tatlı neye benziyor derseniz jölenin benzeri denilebilir.Aynı jöle gibi şeffaf bir görüntüsü oluyor.Jöle seviyorsanız pelteyide seversiniz diye düsünüyorum.
Malzemeler:
- 3-4 bardak meyva suyu
- 1 yemek kasıgı nisasta
- 1 bardak seker
Wednesday, July 26, 2006
Boya
Siz hic bir fırca,boya ve boyanacak zemin ile basbasa kaldınız mı?Boyamak zevkli bir aktivite fakat elinizde fırca olunca bir cok seye dikkat etmeniz gerekiyor.Öncelikle yerlere damlatmamakla baslamalısınız.Boya kutusuna fazla daldırdıgınızda dogal olarak fırca daha fazla boya alıyor ve hemen kutudan uzaklastırıp boyamak istediginiz zemine sürmeye calısırken boya sizin sözünüzü dinlemiyor ve yere damlamaya başlıyor ve sizde boyanın söz dinlemedigini anlayıp fırcaya daha az boya almaya baslıyorsunuz.Tabi bu önlemleri almak yetmiyor.Sıkılıyorsunuz boya yapmaktan bir zaman sonra işler daha hızlı bitsin diye hızlı hareketlerle boyamak istiyorsunuz ama fazla hızlı olmakta yine boyanın sizi dinlemedigini görerek anlıyorsunuz bu sefer ise boya etrafa sıcrıyor.Bu sıcramalarda biraz can sıkıcı olabiliyor cünkü sıcrayan boyalar cok kücük zerreler halinde yerlere atlıyor, boya bu laf anlamıyor.Elinizin altında bu söz dinlemeyen boya zerreciklerini temizlemek icin bir yardımcı lazım o da bir bez parcası olarak olay mahallinin yakınlarında bulundurulması gereken en önemli yardımcı.
Boya yapmanın güzel yanlarındanda bahsedelim.:)
Boya yaparken konsantre oluyorsunuz ve dinlendirici olabiliyor.Baska bir güzel yan ise rengi farklı olan bir zeminin rengini baska bir renk ile boyamak zevkli olabiliyor.Birde boyanmamıs zemini istediginiz gibi fırca ile boyaya biliyorsunuz, ortadan, kenardan hatta hatta yazmak istediklerinizi fırca ile bir güzel dile getirebiliyorsunuz sonra üzerinden boya gecerek kapata biliyorsunuz bu sizin ve boyadıgınız zemin arasında sır olarak kalıyor. Kabarmıs boyayı sokmekte zevkli bir ugras haline gelebiliyor, bunda sart ise boyanın hemen sokulmesi ve devamını yapma istegi uyandırması :)
Sunday, July 23, 2006
Kendo
İnternette gezinirken nasıl kendoyu buldum bende bilmiyorum.Ama resimlere söyle bir bakınca farklı bir resim buldum.Kendocuların kullandıkları kıyafetlerde farklı tabiki.Mesela baslarına gecirdikleri korumalı baslıga men deniliyormus.Kıyafetlerin rengi genellikle koyu lacivert beyazlarıda varmıs ama bence koyu renkli olanlar daha karizmatik duruyor.Kendo yapsakta stres atsak ne güzel olurdu diye icimden gecirmeden edemedim. :)
Japon bahceleri
Japon bahcelerinin her zaman farklı bir havası vardır bana göre.Kücücük yerleri o kadar güzel degerlendirirler ki japonlar, cok begenirim bahcelerini.Agacların kesimleri cok sevimli.Baska bahcelere bakmak isterseniz.Tıklayın!
Friday, July 21, 2006
Bir varmıs bir yokmus.
Gün onun günüydü tüm enerjisini toplayarak kalktı,bugun uyku aklına gelebilecek en son seydi.Hemen toparlandı, hazırlanmıs kahvaltı sofrasından bir kac dilim bir seyler atıstırdıktan sonra apar topar kalktı,odasına gidip kıyafetlerine baktı bir süre dısarıdan yükselen korna sesiyle irkildi ve hemen hazırlandı kuaföre gidecekti daha.
Kuaföre ulastılar hemen kuafördeki elemanlar saclarını yapmaya basladılar daha sırada cok kisi vardı sacları yapılması gereken.Elemanlar isleri geregi hızlıca basladılar islerine.
Zaman gecti saclar yapılmıs kıyafetler giyilmis makyaj faslı kalmıstı geriye hemen makyajlarda yapıldı.Normalde olmayan bir kız olmustu.Bakısları makyaj sayesinde daha bir belirginlesmisti ve karsısındaki aynaya bakarken kendi gözleriyle göz göze geldi.
Ne kadar güzelim diye düsündü aynadaki yansımasına bakarak.
Evet bu iste bitmisti simdi programdaki diger islere koyulmak üzere kuaförden cıktılar.
Bu sefer günün anısına resimlerini cektireceklerdi.
Esi ve kendisinin bir cok pozları cekildi flaslar ardı ardına patladı ve belki o an kendini ünlü birisi zannetti.Hani magazin dergilerinde mankenlerin resimleri aklına geldi.Poz veririken tebessüm ediyordu ve bu aklına gelince daha dogal bir tebessümü oldu.
Bu sefer yakına akrabalar ile resimleri cekilecekti kisiler toparlandı ve flaslar yine patladı.Evet bu iste bitmisti simdi sıra kendi evine gitmekteydi son kez.
İci bir garip oldu.Hersey aklına gelmisti ama bu durum pek aklına gelmemisti.Birden gülen gözler hafif hafif yaslarla dolmaya baslamıstı evine yaklasırken.Sabahtan beri duydugu mutluluk bu düsüncelerle biraz buruklastı.
Merdivenleri cıktı olabildigince yavas yavas,kapıdan iceri girdi iceride kardesleri annesi ve babası vardı.Annesi dayanamadı ve aglamaya basladı.Ayakta duran kızına sarılıp beraberce aglamaya basladılar.Babasının gözleri doldu aglamak yakısmaz bana diye düsündü odadan cıkmaya yeltendi kizi baba! dedi ,babası duraksadı ve kızını kucakladı ve aglamaya devam ettiler. Bir süre sonra tüm kardeslerine sarıldı.Hıckırıklar bogazında dügümleriniyordu nefes almakta ara ara zorlandı biraz sonra yavas yavas yatıstı aglamalar.Bunlar sevinc göz yaslarıydı elbet ama biraz ailece hüzünlendiler.Kapıdan onlara bakan yakın akraba bayanlar ve komus kadınlarda gözyaslarına hakim olamamıslardı bazılarının gözlerinden yaslar aktı durduramadılar kendilerini belkide kendi dügünlerinde yasadıkları bu an akıllarına gelmisti.
Geline ve damada su verildi.Gelin biraz kendini topladı ve cıkma zamanı gelmisti.Evinden ayrılıyordu,herseye son kez bir göz gezdirdi sonra kapıya dogru yoneldi.
Herkese tekrar sarıldı ve arabaya bindiler.
Bu fasılda bitmis oldu zaten ne kalmıstı bir kac saat sonra dügün salonuna gececeklerdi.
Saat 19.00 oldu ve dügün basladı.Esiyle ilk dansını yaptı, dügünün baslangıcı olarak.Ve simdide pasta keseceklerdi.Pasta kesildi damat geline bir parca pastdan ikram etti ikram reddedilmeden mideye gonderildi bu sefer rolleri degistirip gelin damada ikram etti pastadan damatta ikramı kabul etti.Böylece gelen misafirlere ikram edilmek üzere dugun salonunun mutfagına gitti pasta.
Sonra malumunuz takı faslı basladı.Takılar takıldı tesekkürler edildi ,tebrikler alındı ve artık dugunun eglence kısmına gelinmisti.Dügün salonu saat dokuza dogru daha dolmaya baslamıstı.
Egleniyordu herkes pist dolmustu.Kendi arkadasları ve esinin arkadasları tebrik ediyorlardı fırsat buldukca.Herkes mutluydu.Pistte babası ve onun karsısında esinin akrabası olan bir amcası dans ediyorlardı.Yaslı adam kızın babasının karsısında karsılıklı dans ediyorlardı.Yaslı adam severdi dugunlere gitmeyi ve herkes tarafından sevilirdi akrabasını kırmak istemedigi icin piste cıkmıstı ama kendiside mutluydu.Biraz dans etmeye devam ettiler.Yaslı adam sıcakladıgını hissetti ve ceketini cıkardı ve yorulmustu,yavas yavas pistten ayrılacakken kalbi sıkısmaya baslamıstı kendisini yatıstırmaya calısmıstı ama sıkısma daha da artınca oturmaya karar vermisti.Tam oturdugu sandalyesine donecekken bir iki adım atmaya yeltenmisken tüm kalabalıgın icinde yere yıgılıp kaldı.Tüm salon saskınlık icerisindeydi.Herkes ne oldugunu anlamaya calısıyordu.Müzik kesildi.Birden cıglıklar ardı ardına kopmaya basladı.Hemen kalp masajı yapıldı.Salon icerisinde garip bir hava esmeye basladı.İnsanlar sok olmustu cogunlugu hala yere yıgılan kisinin bayıldıgını dusunuyorlardı bazıları ise fikir yurutmeye baslamıstı belki sarası vardır diye yorum yaptılar.Yaslı adamı hemen hastaneye kaldırdılar.
Bu arada gelin ve damat sasırıp kaldılar.Yüzler bir kac dakika öncesinde gülerken simdi herkesin yüzünde saskın bir ifade hakimdi.
Onbes dakika sonra haber geldi ve hastanın komada oldugu haberi verildi.
Dügün sahipleri gercegi ogrenmislerdi.Akrabaları kalp krizi gecirerek oracıkta vefat etmisti.
Salondakiler yavas yavas dagılmaya basladılar.
Genc kız yeni evine gittiginde gözleri aglamaktan sismisti.Kendi kendine sordu Neden!?
Annesi ve akrabaları evine gelmislerdi genc kızı teskin etmeye calısıyorlardı.Annesi aglıyordu sonra bayılıyordu,bir zaman sonra ayılınca tekrar aglamaya baslıyordu tekrar bayılıyordu.
Bir dügünde boyle sona ermisti.Biri vardı biri yok.Var olanlar yasamaya devam ediyor,yok olanlar ise ...
Kaderlerinde buda varmıs.
Thursday, July 20, 2006
....
Monday, July 17, 2006
Sagolun sagolun!!
Sunday, July 16, 2006
Kittyle müzik yapın!
Friday, July 14, 2006
Bir dizide böyle bitti.
İzledigim Denizler İmparatoru adlı dizi bitti. :( Dizinin finali cok acıklıydı.Hele Yeum Yang ın olum sahnesi cok dramatikti.Zaten dizinin sonuna yaklasmasına yakın temel karakterlerin cogunlugu öldü.Acaba bir daha böyle kaliteli bir dizi bulup izleyebilecekmiyim diye düsünmeye basladım.Umarım Trt yeniden kaliteli kore dizilerini bizlere izletir.Bu dizi bir baslangıc olur.
Tuesday, July 11, 2006
Dudu Dudu Ahududu
Ahududunun recelini cok severim.Bu konuda da Sultan Bacı markasını öneriyorum.Katkısız recel yapıyorlar ve tadı harika sadece kücük cekirdekleri bazen sorun olabilir yerken :) ama o da önemsiz bir ayrıntı.Bu tadı kesfetmeme teyzem vesile olmustu kendisi bunun recelini yapmıs ve cok lezzetli oldugundan bahsetmisti.Bende merak ettim gittim markete bir baktım Sultan Bacı ahududu receli katkısız falan yazıyordu bende denemek icin aldım ve iyiki denemisim.
Domates recelide varmıs ben domatesten recelmi olur diye düsünüyorum ama bir gün tadına bakacagım.Aslına bakarsanız bir cok sebze ve meyvanın receli var ama biz bilmiyoruz yada ön yargılarımızı asamadıgımız icin o tatlardan belkide mahrum kalıyoruz.
Monday, July 10, 2006
Lulu
Lulu nun bu gülümsemesi yok mu cok komik :)Simdi baktıkca tebessüm etme istegi geliyor.Kücükken favori cizgi filmlerdendi Lulu.Simdi Lulunun cizgi filmlerini göremiyorum.
Sunday, July 09, 2006
Tasarım

Farklı tasarımları bulunan bir ev gerecleri sitesi buldum.Bir cok tasarımlarını begendim.Görüntü acısından hos gerecler tasarlamıslar.İlginc tasarımlardan biri sol tarafta gordugunuz bir kahve termosu diyelim.Düsündüm baska ne denilebilir diye sanırım bu en iyi anlatımı.Bu kahve termosunun bir özelligi dısından gördügünüz üzere özel kılıfının olması ve kapagınında hos bir tasarımı bulunması.Thursday, July 06, 2006
Elmalı bir lezzet!

Bu bisküviyi seviyorum.Digerlerinden farklı ve tadıda cok leziz.Bir aralar etinin hindistan cevizli bisküvisi vardı o da guzeldi ama sanırım uretimden kaldırdılar yada ben markete gidince dikkat etmiyorum.Bu biskremin incirliside cıkmıstı sanırım herhalde yedim hatırladıgıma gore oda guzeldi ama elmalının yerini tutmaz bana gore.Cikolatalısını hic demiyorum onunda ayrı bir yeri var benim icin.
Hımm karnım acıktı bisküvi muhabbeti yapmaktan.
Bir fincan cay ve biskremler ...
Gününüz biskrem kadar tatlı ve bir fincan cay kadar güzel olsun.
(Sloganda yaptım bunları aslında degerlendirmek lazım ! :) )
Sunday, July 02, 2006
Domateslerin ruhu adına
Havaların nasıl oldugundan bahsetmeme gerek yok herhalde.Havalr gibi bir cok sey bana bunaltıcı gelmeye basladı.Belkide havaların etkisiyle böyle oldu bilemiyorum.
Bazı seyler eski tatlarından yoksun.Bugün salataya domates keseyim dedim bir baktım domates tas gibi.Hemen elime bıcagı aldım ve domatesi analize basladım.Domatesi ameliyet edermiscesine icindeki pismemis beyaz kitleyi domatesten arındırdım.Acaba bu beyaz kitle nedir diye elimle yokladım.Sertce bir kitle.Ya hala serada mı yetistiriyorlar bu domatesleri?Bu domatese benzer seylerde domates zannediyor kendilerini.
Aslında bu yazmımı uzatabilirdim yazacak bir seyler cıkardı ama bu aralar pek icimden gelmiyor yazmak.Birazda yazmaktan uzak kaldıgımdan sanırım tembellik olustu.Artık yavas yavas yazarım.




