beniMine
Friday, September 29, 2006
Yagmur
Gece etraf sessiz sadece yagan yagmurun camlara hızlı bir sekilde carpmasıyla cıkan sesleri duyuluyor.Siddetli bir sekilde yagıyor dısarıda yagmur.Uzun bir sessizlikten sonra bir ramazan davulcusu tarafından bozulan sessizlik.Yagmur hala yagıyor ve davulcuda görevini yerine getiriyor belkide yagmura dayanmasının sebebi bayramda alacagı bahsislerin yarattıgı motivasyon sayesinde bunlara katlanıyor.Yavas yavas davul sesi uzaklasıyor cok uzaklardan geliyor artık davul sesi bir zaman sonra yeniden eski sessizlige kavusuyor ortam.Camlara vuran yagmur damlalarının cıkardıkları sesler pıt pıt pıt... devam ediyor.
Belli bir zaman sonrada bu sesler azalmaya baslıyor ve duyulmaz oluyor pencere carpma sesleri damlaların.
Ardından sahura kalkıyoruz.Belli bir zaman sonra ezan okunuyor.Etraf yavas yavas aydınlanmaya baslıyor.Ve yeni bir günün baslangıcı kus sesleri ile start alıyor.
Thursday, September 28, 2006
Olmadı
Simdi düsünüyorumda aslında gereksiz :)Yani ne gerek var baskalarının blogunda olan birseyin illa ki benimde blogumda bulunması gerekmez.Herneyse olmadı iste.
Uzun zamandan beri kendi kendime yazı yazmak icin konular ararken sadece aramakla yetindim.Hicbir sey aklıma gelmedi.Bazen durduk yerde aklıma gelen konuları ,bu sefer yazmak icin oturdugum bilgisayar basındayken aklıma gelmemesi konu bulmaktaki ümitsizligimi dahada arttırdı.
İsin icinden cıkılmaz cümleler kurmaya basladım ,burada kendim bile düzeltemeyip otururken okuyanların benden daha cok zorlanacagını dusunuyorum. Anladıgınız kadar artık :)
Tuesday, September 26, 2006
Mahallemizin kedisi
Fresh Eggs!
Bu resmi görünce cok begendim daha dogrusu yumurta reklamını.Basit ve sade bir cizimle kolayca anlasılır bir grafik elde edilmis.Sunday, September 24, 2006
Cok komik
Tuesday, September 19, 2006
Bir şato düşün!
Bir şatoda yaşamak nasıl bir duygudur merak ediyorum.Kapıdan giris kocaman bir kapıdan yapılıyor hatta cevresinde su varsa bir tahtadan köprü ile iceriye giriliyor.İcerisi ise koca taslarla kaplı ve biraz kasvetli duvarlarda duran mesalelerle icerisi aydınlatılıyor ve kokusu farklı.İlerledikce farklı yollar cıkıyor ve yolunuzu kaybede biliyorsunuz.Sanslıysanız kralın bulundugu yerede gidebilirsiniz sanssızsanız zindanlara dogru yol alıp dahada kasvetli ve belkide tüyler ürpertici ortamları görebilirsiniz.
Asagı tarafları görmektense yukarılara cıkmak daha iyi bir secim olabilir.Mesela catı katında ve bulunması zor bir yerde olan büyücünün odası gibi.İceride koca koca el yazması kitapları görmek ve onları karıstırıp bakmak yada üzerinde calısılan bir deneyi izlemek.
Daha ilginc yerler nereleri olabilir diye düsünüyorum.Sanırım en merak edilen satoda bulunan prensesin odası olabilir.Odasının satonun en üst katlarındadır mutlaka.Odanın penceresinden bakmak farklı bir zevk olabilir.Sabah günesini görmek yada aksam günes batısını izlemek sessiz bir gecede yıldızlara bakmak yada kayan yıldızları izlemek fena olmasa gerek.Yagmurlu günlerde şimşeklerin cakısını duymakta korkutucudur belki.
Satonun misafir odasını görmekte ilginc olabilir.Kocaman bir salon tavanın ortasında kocaman bir avize tabi elektrik olmadıgı icin ampül diyemiyorum ama mutlaka mesaleler vardır.Ve belki upuzun bir masada vardır.Cevresinde ziyafette bulunan kisiler.Bardaklar saraplarla dolup bosalıyor.Eglence ve sohbet tam hız devam ediyor.Arka tarafta müzik sesleri geliyor ve gürültü ile karısıyor.Sakiler biten bardaklara yetismekte zorlanıyor.Aşcılar tüm gün yaptıkları yemeklerin hızla tukenmesine seviniyor belkide ama hala yemek yapmakla ugrasıyorlar.
Dısarıda muhafızlar duruyor.Bazıları mutfaktan gelen yiyecekleri yiyor,arkadası ise kendisine yemek sırasının gelmesini bekliyor.
Kapıya yöneliyorsunuz.Kapı acık ve kücük tahta köprüden geciyorsunuz.Köprüden gecerken asagıda bulunan suya bakıyorsunuz.İcinde timsahlar yasıyor.Bir tanesi ile göz göze geliyorsunuz biraz korkup hemen köprüden karsıya geciyorsunuz.
Satoda yasamın nasıl oldugunu görerek anlıyorsunuz.
Monday, September 11, 2006
Degisiklik zamanı
Bugün bir degisiklik yapıp saclarımı kestirmeye karar verdim.Aslında uzun zamandan beri kestirecegim diyordum ha bugün ha yarın derken kısmet bugüneymis.Saclarımı kestirdim derken kısacık yaptırmadım.Uclarından biraz kırptık diyelim.Yanlardanda biraz kırptık, ben begendim.Cok fazla bir degisiklik olmasada sanki büyük bir farklılık olmus gibi geldi önceleri sonra alıstım. :)Uzun zamandan beri sacları uzatanlar bilirler bu duyguyu.
Kon-nichiwa Junichi İnamoto
Uzun zamandan beri yazmayı planlıyordum ama her seferinde unutuyordum.Sanırım Türkiye'de ilk defa japon bir futbolcu transferi yapıldı.İlhan mansız japonya da kısa bir zaman bir takımda oynamıstı ama japonyadan buraya gelen bir futbolcu yoktu benim bildigim kadarıyla.Bu eksiklikte İnamoto sayesinde giderildi.2002 dünya kupasında iyi bir performans sergiledigi yazılmıs.Umarım Galatasarydada iyi islere imza atar.
Bu arada bir futbolcu daha transfer edilmis.Adı ise Kezman mıs.İlk duydugumda Kezban ismine yakın bir benzerlik tasımasından aklımda kalmıs.
Futbolla fazla ilgili degilim ama bu aralar bunlar ilgimi cekti.
Sunday, September 10, 2006
Bir cumartesi günü
Bizim bu yandaki apartmanda yasayan insanlar bir gariptirler.Bu apartmanda her sene mutlaka bir katında tadilat olur.Bizim tarafa bakan balkonlardan mutlaka bahceye mandalları yada kurutmak icin astıkları camasırları düser.Bu apartmanda oturanlar bir cok konudada anlasamamaktadır. Bu insanların dugun anlayıslarıda farklıdır.Dün bu apartmanda oturan insanların dügünlerini ister istemez gördük ,duyduk. Bu dügün icin gerekli malzemeler ise;1 tane iri yarı bir adam bu adamın özelligi ise uzun zaman nefesini tutabilmesi ve tuttugu havayı zurnaya ufleyerek zurna sesi cıkartması.
Diger gerekli malzemeler ise iki adet kocaman davul ve bu iki davulu kaldırıp gümbede gümbede calabilmeleri icin iki adet iri kıyım adam eveeet simdilik müzik kısmı tamam ama bitmedi bir eksik daha var! Nedir acaba diye düsünüyorsunuz ama sizi daha da merak icinde bırakmadan hemen yazayım.
Yine bir adet adam ama bu adamın iri kıyım bir adam olması gerekmiyor.Normal boyutlarda biri olması yeterli eline Tarkanın bir zamanlar popüler yaptıgı bir müzik aleti var müzik aleti demek dogrumu olur bilemiyorum ama siz karar verin.Her neyse konuya döneyim tekrar.Bu adamın eline iki tane zil lazım.Zaten kendisi getirmis.Bu adam ne yapıyor derseniz ; Öncelikle davul bir ön deneme yapmak icin davula bir kac kez vuruyor.Deneme, kontrol! diyor kısaca yani davulca.Sonra iki numaralı davulcu da aynı deneme calıslarını yaptıktan sonra Zurnacı balsangıc olarak zırıldatmaya baslıyor zurnasını bunu takiben davulcularda eslik ediyor.İlk dinlemeye yani duymaya baslayınca müzik belli bir notada devam ediyor gibi gelsede bir zaman sonra motor gürültüsü gibi gelmeye ve anlamsız gürültü yıgını halinde kulaklarınıza geliyor sesler.
Bu arada Zilli adamı unutmadım bu gürültüde bu adam zilleri takmıs birde altına bir etek özel bir dikim ve renklerinin özenerek secilmesinde belli oluyor.Kan kırmızı ve sarı seritleri var.Müzik baslamasıyla bu adam bugunlerde en fazla kullanılan kelime ile söylemek gerekirse Cakkıdı cakkıdı oynuyor.Sonra orta yere gecerek fırıldak gibi dönerek etegine dikkatleri cekiyor.Zaten en dikkat ceken sey ise etegi. Mahallede kücük cocuklar etekli oynayan adama bakıp onu taklit ediyorlar.Olmadı kendi kendilerine farklı tarzları deniyorlar. Yoldan gecen insanlar bunca gürültüye dogal olarak bakıyorlar.Bir kadın cocuk arabasında oturan cocuguna izletiyor belli bir zaman gectikten sonra yoluna devam ediyor.Yoldan gecen arabalar biraz duraksayarak geciyorlar.
İlginc bir durum daha var apartmanın kapısında bunca gürültü falan varken dügün sahibi tarafından kimse yok. Yoksa adam mahalle cumartesi günü senlensin cocuklar normalde görmedikleri kültürel degerleri, yasasın görsün diyemi yaptı diye hala düsünüyorum.
Friday, September 08, 2006
Gökyüzünde parlayan bir ay var
Yazımı yazarken bana gökyüzünde parlayan bir ay eslik ediyor su an.Parlaklıgı göz alıcı ,kelimlerimi yazıp aya tekrar bakıyorum nedense.Dünde ay böyleydi parlak.Gökyüzünde tek bulut bile yok.
Bugun günesin batımında bir yanda portakal rengi ile mavinin birlikte gökyüzünde güzel bir tablo olusturdugunu bir an gördüm.Güzeldi.
Thursday, September 07, 2006
Kaju
Kaju kelimesinin anlamı nedir?Kaju bir fıstık cesidi oluyor.Kaju cevizi seklindede adlandırılıyor.Sekil olarak biraz virgule benziyor.Tadı ise yerfıstıgı ile benzer bir tada sahip.Bir diger adı ise indian white olarak geciyor.
Bu fıstıkları ezip tatlılar yapılıyormus hindistanda.
Sunday, September 03, 2006
Mandalinalar
Bu Isın karacanın sarkısı varya Mandalinalar.Güzel bir sarkı dinliyorum.Ama bu mandalinalar kısmını bir farklı söylüyor Isın karaca.Mandaninalar gibi :)
Sarkıyı dinliyordum ama sözlerine pek dikkat etmeden ben önce mandolin falan demk istiyor diye dusunuyordum ama pek te uzerinde durmuyordum.Sonra tv de klibini izleyince tam olarak ne demek istedigini anladım :)
Biraz erken oldu ama :)
Bu sanatcının farklı bir elektrigi var hep umutlu pozitif elektrik dedikleri bu olsa gerek.
Biraz önce sitesine baktım mandalinaların sözlerine bakacaktım ama sitesinde sarkı sözlerine yer vermemis.İlginç!Klibine kadar var ama sarkı sözlerini ne yapacaklar dinleyiciler diye pek önemsememisler :)
Nede olsa dinleyiciyiz :)
Ama onun yazdıgı yazıları sitesinde yayınlanıyormus.Isın Karaca
Haftasonu
Zorlu gecen bir haftada nihayete erdi. Kendimle cok celiskili anlar yasadım, yapacagım diye otururken bazen yapamayacagım diyerek kalkıp gitmeyi düsünüp ama sonra yine kendi kendime aman mine ne yapıyorsun? kendine gel ! telkinleriyle sınava calıstım.Kendimle bazen zorlu pazarlıklar yaptım.Bir yanım bunaldı ders calısmaktan diger yanım ise realistti.Kazanan ve sabreden realist tarafım.Simdi bazı kararlarımı verirken iyiki böyle yapmısım dedim. Belki fazlasıyla uykusuz kaldım gözlerim sürekli dikkatlerini kaybedip göz kapaklarım kapanmaya calıssada sonra kararıma onlarda uyup uyumak icin kapanmadılar. En kötü anım ise saat 2.30 olmus ve gözlerim kapanmak üzere bir yandan uyuyup sabah kös kös uyanmak bir taraftan ise uykuyla inatlasıp ders calısmak.Bir ara gözlerim kapandı hemen anında rüya görmeye basladım. :)20 dakika sonra gözlerimi tekrar acıp olmaz dedim.:) Sonra uyumadım. Ama simdi icim rahat eger uyusaydım bu rahatlıgı yasayamayacaktım.
Birde cumartesi günü okulu bulmadım nasıl panik oldum anlatamam.Sonunda zaten okulu buldum ama sınav baslamıstı.10 dakikaya yakın zaman kaybıyla girdim sınava ve bir dersin sorularının hepsine bakamadan sınav bitti.:( O an cok kötü oldum ama yapacak bir sey yoktu.
Cumartesi günü edindigim acı tecrübe ile bugun sınav yerine fazlasıyla erken gittim.50 dakika erken gidince sınavın baslaması icin sabırsızlandım bu sefer.
Bu sınavlar bitti.Simdi baska bir sınavım var.Umarım cumartesi günü yasadıgım talihsizlikler bu sınavda basıma gelmez ,gelmemesi icinde tedbirlerimi alıcam.

