beniMine

Monday, July 30, 2007

Su-bitkiler-ingilizce

Son günlerde ingilizcemi gelistirmek icin ugrasıyorum.Televizyona baktıgımda genellikle alt yazısı ingilizce olan dizileri takip ediyorum.Bu dizilerde Arirang tv kanalında buluyorum.Bazen sözlügü acıp kelimenin anlamını bulana kadar biraz zaman kaybetsemde sonuc itibari ile buluyorum.Kücük sözlügün sayfalarını cevirmede ilk günlere nazaran daha hızlı olmaya basladım.

Tabi sadece tv ye bakarak gelisme durumu söz konusu degil.Bonsai yetistirme kitabı var ve bu da ingilizce olmasından dolayı elimde yine sözlük kelime kelime ne anlatılmak isteniyormus diye ögrenmeye ugrasıyorum.Sık gecen kelimeleri not alıyorum tekrar ugrasmamak icin.Hafızamda hemen tutamıyorum maalesef.Hani bir okudugunu hafızasında tutanlara imreniyorum.Bir okumada sular seller gibi ceviri yapsam ne harika olurdu :))


Bu arada kitabı yavas yavas kendi capımda tercüme etmemden dolayı bir kücük bonsainin kurumasına sebep oldum :)Temmuzda direk güneste bırakılmaması gerekiyormus,bosaimin günesten yaprakları kavruldu ,ben tabi temmuz bitiminde okudugum icin biraz gec oldu.

Neyse zararın neresinden dönülse kardır.
Ama bitkiyi tebrik ediyorum bana ragmen alttan yeniden yaprak vermeye basladı.Sanki herkes hata yapabilir bir daha yapma der gibi oldu.Bitkinin akıl vermesi gibi geldi simdi. Artık daha dikkatli bir sekilde bakıyorum.Eger böyle minyatür bir bitki yetistirecekseniz mutlaka suyu sprey ile yapraklarına püskürteceksiniz ve sabah aksam yapmanız gerekiyor.Her ay icin ayrı bakım bilgileri var.Yaz ayı icin bunlar yapılması gerekiyormus.

İstanbulun suyu gitgide azalıyor.100 küsür günlük suyumuz kalmıs.Sonrası ne olacak diye düsünmek bile istemiyorum. Ama yapabileceklerimiz de var, suyu tüketirken dikkatli tüketelim.Bir cok kisi durumun önemini kavrayamadı.Sadece yetkililerin suyu fazla harcanmaması icin dendigini düsünüyormus.Bu da ilginc bir durum.
posted by Mine at 13:32 3 comments

Thursday, July 19, 2007

Flunk " Six seven times"


Son zamanlarda begenerek dinledigim bir parca.Sizlerle paylasmak istedim.
:)
posted by Mine at 14:07 1 comments

Saturday, July 07, 2007

Kücük Serce

Nihayet yazı yazmaya niyetlendim. Yaz mevsimi olmasından dolayı fazla bilgisayar basında oturmak istemedigimden dolayı blogumu da güncellemek istegi de gelmiyor maalesef.Bilgisayarın basında oturunca mutlaka yazacak bir seyler bulabiliyorum ama bilgisayarın basında oturmayınca sürekli blogu güncelleme fikri aklımda oluyor ama gerceklestirmek görüldügü üzere günleri haftaları bulabiliyor.
Dışarıda güzel bir gün var,günesli her taraf aydınlık gökyüzüne bakınca mavinin en güzel renkleriyle boyanmıs gibi güzel.Günlük hava tasvirini de yapmıs oldum böylece . :)

Son günlerde pek keyfim yerinde degil.Haziranın son haftası babamın bahcede kücük bir serce yavrusu bulmasıyla biraz hareketlilik kazanmıstı günlerim.Kus cok kücüktü minicikti,daha gagası bile olusmamıstı kusun suratına bakınca diger yetiskin kuslarda olmayan bir cirkinlik vardı.
Elime aldıgımda kusu bası öne dogru egilmeye baslamıstı.Korktum ve hemen kötü olasılıkları aklımdan gecirmeye basladım.Katı yiyecek versem durum ortadaydı yiyecek mecali yokken böyle bir sey denemek sacma olacaktı ama bir seylerde yedirmek gerekiyordu diye düsünüyordum.Bu sefer sıvı bir seyler vermenin bu kücük canlıya belkide canlandırıcı etkisinin olabilecegini düsüdüm.Sonra isaret parmagımla mevya suyunu icirmeye calıstım.İlk baslarda sanki kabul etmeyecek gibi gelsede yavas yavas icmeye basladı.Sevindim haliyle ,devam ettim sıvı yiyecek vermeye.Belli bir zaman sonra cılız bir sekilde ötmeye basladı.Bu cok güzeldi iste iyi bir sekilde beslersek saglıgına kavusup ucabilecekti diger sercelerle birlikte.

Bir iki gün icinde toparlar ve ucar gider diye düsündüysemde hersey carcabuk olmuyordu.Madem biraz daha kalacaktı bu cirkin kücük serce yavrusunun ismi olmalıydı.Cik cik diye ötmesinden yola cıkarak ismini Ciko diye bir isim uygun gördüm.Uygun görmesem olmazdı bu isim :)
Aradan bir iki gün daha gecti toparlanmaya basladı gözle görülür derecede hareketlilik kazandı Ciko.

Fakat hareketli olmasına ragmen ters giden bir seyler vardı daha elimize aldıgımızda da dikkatimizi cekmesine ragmen toparlanınca gecer diye düsündügümüz durum gecmemisti.Ciko nun bir ayagı sakatlanmıstı,bilincli bir sekilde hareket yoktu ayagında,belki ailesi tarafından hastalık belirtisi olarak görülüp yuvadan atılmıstı yada baska bir senaryoya göre cok hareketli olmasından dolayı yuvasından düsmüstü.

Tüm bunlara ragmen yiyecek verecegim zamanlar hemen kafesin ortasına fırlayıp kanatları titreterek yem yemek icin sabırsızlanıyordu. Yanına gidince adını söyleyince cik diye cevap verir duruma gelmisti bes altı gün icinde,bir haylide istahlıydı yarım saatte yada daha kısa aralıklarla yem veriyordum.Doydugu zaman hemen kücük kutusuna kosturuyordu. :) İlgi alakamı esirgemeden elimle besliyordum.Bir yandanda belki ucamazsa bakmaya devam ederim diye düsünüyordum.
Yaptıgı hareketlerle kendisini sevdirmeyi basarmıstı kücük serce. Simdilik her sey yolunda gidiyordu kendi bakımını bile yarım yamalak kendisi yapmaya baslamıstı.Tüylerini didikleyip temizlemeye calısıyordu ara ara.

Bu hafta pazartesi günü sabah kalktım.Cikoya yem vermek icin yanına gittim.Bir gariplik vardı yanına gittigimde öten Ciko dan ses gelmiyordu .Seslendim cıt cıkmadı.Yuvasından cıkardım baktım ,cok halsizlesmisti ilk günkü haline dönmüstü.Bir seyler getirmek icin gidip geldim.Geldigimde hayvan yan yatmıstı.Öylesine cok korktum ki anlatamam öldü diye.Hemen sekerli su benzeri enerji verecek bir seyler icirdim.Sürekli basında durdum daha dogrusu elimde tutuyordum.15 dakikada bir bir seyler veriyordum.Ama toparlanamamıstı.Aradan 8-9 saat gectikten sonra toprlandı.Derin bir ohh cektim.Kurtulmustu gercekten cok sevinmistim.Simdi gagasını sırt tüylerinin arasına gömüp uyuyordu.Ayakta durabiliyordu.


Artık daha dikkatli izlemeye baslamıstım.Hatta yuvasını odamın bir ösesine yerlestirdim.Gece boyunca sürekli tıpır tıpır hareket ettgini duydum.Bir yandan da iyi bir sey oldugnu düsündüm cünkü hareket ediyordu.Sabah saat 6 da kaktım yem verdim.Biraz halsiz gibiydi ama buna ragmen verdiklerimi yedi.Uykulu oldugnu dusundüm ,pek fazla da ötmüyordu.Dinlenmesi icin fazla rahatsız etmek istemedim.Aradan zaman gecmisti yeniden yem vermek icin yanına gittigimde dünkü durumun aynısıydı.İcimden yine mii dedim.Yine rahatsızlandı.Yine ugrastım, cabaladım,seslendim,ama ...
posted by Mine at 17:11 6 comments